Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

sea etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sea etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2012 Cumartesi

Cumartesi

Dün ve bugün sıkıntılıydı yüreğim, öğlen kardeşim aradı, hazırlanın geliyorum Yeşilköy'e gidelim dedi. Yok dedim canım istemiyor ama olmadı çıktık işte. Güneşli bir hava, deniz kokusu, kuşlar, içimdeki sıkıntı..


Kar yok artık, göz alabildiğine deniz, çocuk sesleri, sevgililer, yalnızlık, bir anlık huzur...


Daha sonra sinema, Berlin Kaplanı'nı biraz gecikmeyle olsada izledim, sevdim ben özellikle Eyvah Eyvah'tan sonra Ata Demirer'e bir sempatim oluştu.. Belki o yüzden izlemek istedim.


Ve en çok sevindiğim, bir arkadaşım sayesinde öğrendiğim-dinlediğim Jülide Özçelik, onun albümünü de aldık bugün. Kardeşimde İskender Paydaş sever :) onuda aldık, dönüşte dinleyerek geldik. Özellikle Gönül Dağı şarkısını dinlemenizi isterim.




Ayrıca okunmayı bekleyen kitaplarım, sıraya aldım ama hiç okuyasım yok.




Sizede oluyormu? günler delice bir hızla geçiyor dimi? bunu blog tutmaya başladığımdan beri daha iyi anladım, farkettim daha doğrusu. Yetmiyor günler, yapmak istediklerime, yarım kalanlarıma, bana, yetmiyor.

Yarın Pazar. Canımız nasıl istiyorsa öyle geçsin Pazar günümüz. Ama gülümseme hep olsun, iç huzuru hep olsun....

Bukowski'nin bu sözleriyle bitirelim bugünü.

Aşk ne zaman biter biliyormusun? Bitti dediğinde yüreğin acımıyorsa..

Unutmadan Sevgili Kanalizasyon Balığı kitap çekilişi yapıyor. En güzel hediye kitapsa, bir bakın derim..



5 Aralık 2011 Pazartesi

Hafta Sonu

Cumartesi hava çok güzeldi. Annem Florya'da bir yer var orayı çok sever, sabah kahvaltıdan sonra gittik ama ben yine tatlı görünce dayanamadım, biri bana tatlı konusunda dur desin :) yemek degil fakat tatlıyı çok yiyorum. Üstelik kalpliyse bayılıyorum :)


Hiç üşümedim hatta montumu çıkardım Güneş çok güzeldi..


Sonra aşağı inip uzun uzun yürüdük, annemede iyi geldi..


Pazar günü sabah ablam kaldırdı hadi misafirler var kahvaltıya dedi. Evde ne varsa hazırladık, yeğenlerim   acaip komiktirler güzeldi çok güldüm :) uzun süren bir kahvaltı oldu akşama kadar nerdeyse. Resimdekinden daha kalabalıktık onu söylimde :)



Sonra akşam bir hayal kırıklığı. Cemal Reşit Rey'deki Tango gösterisi için hazırlanırken iptal oldu. Çok üzüldüm. Bir haftadır o gösteriyi bekliyordum, neyse artık başka sefere dedim. Kendimi üzmenin manası yok..








                     





21 Kasım 2011 Pazartesi

Alacakaranlık

Alacakaranlık. Şafak Vakti bölüm 1. Nerdeyse bir senedir filmi bekliyoruz ve nihayet Cuma günü vizyona girdi. Ama hasta oldugum için gidememiştik. Neyse bu akşam gittik, saat 7.15'te filmimiz başladı. :)

İlk bir saat beklentilerimin altındaydı, daha sonrada beni çok tatmin etmedi açıkçası. İkinciyi beklemeye mecbur kaldık, buda bir sene daha beklemek demek. Ah bu arada inanılmaz kalabalıktı salon :)

                     Ama Jakob bu bölümde çok iyiydi ve artık Klan'ın başına geçti..


Sinemaya gitmeden önce Florya'ya gittik. Menekşe'yi bilirmisiniz? çok yakındır Florya'ya, çocukken orada çok denize girerdik. Ve gün batımı harikadır..Bu huzurlu, nefis kareyi orada çektim..


Dinlendim, güldüm, heyecanlandım. Keyif aldıgımız bir akşam geçirdik. Aslında mutluluğu çokta uzakta veya birinde aramamak lazım galiba. Çünkü bazen elimizi uzatsak yakalayacağımız kadar yakın...




19 Eylül 2011 Pazartesi

Kahve Dünyası

Bir günün hikayesi olmasın dedim bugünün adı. Başka başka hikayeler olsun ama bugünü anlatsın..

Bugün yine erken bir kalkış ama dokuz falandı bu sefer :) Anadolu yakasında, çok sevdiğimiz tanıdıklarımız oturuyor. Uzun bir zamandır çağrılarına cevap verememiştik ve bu sabah için ayarlamalar yapılmıştı. İki katlı, sade, bahçe içinde, bahçeden bile denizi gören bir evleri var..

Sabah kahvaltılarını hepimiz severiz degilmi? hele bu sevdiklerimizle olursa nasılda anlamlıdır. Uzun sohbetler, yüzlerde mutluluk izleri, bol kahkahalar, bahçeden koparılmış domatesler, salatalar ve anılar..


                                              Nefis bir manzara, çam kokuları ve neşeli sesler...


                                                Hurmalar olmamış daha ama nefis görünüyorlar..


 Kandilli, çengelköy, vanıköy, kanlıca gezdik bugün. Anadolu Yakası'nın, yeşilliğini, çam kokularını, sakinliğini seviyorum ama yaşadığımın yerin karmaşasını da özlüyorum...

Geç vakit kabataş'taki Kahve Dünya'sına uğradık bir mola için. Starbucks'ı üzgünüm ama sevmiyorum. İçeri girdiğimizde tüm o kokular ve görüntü başımı döndürdü :) bir kaç paket çikolatalı bişeyler ve kahve aldım. Cheesecake, leri beklerken saldırdım ona buna :) biraz sonra geldi..


  Cheesecake'leri getirdi ama ardından hemen sipariş vermediğimiz halde mocha ve türk kahveside geldi. Şaşkın şaşkın garsonun yüzüne bakarken dediki, özür dilerim keki getirmemiz biraz gecikti, mocha ve türk kahvesi ikramımızdır! pardon ya :) güzel bir özür dileme şekli ama ben geç kaldıgını bile farketmedimki :) o güzel dünyada kaybetmişim kendimi :)


Ben bu duyarlı yaklaşımı için Kahve Dünyası ve sevimli elemanımız Tayfun'a  ( adımı sormuştuk ) çok çok tsk ediyorum. Hatta fotografınıda çektim :)


Sağdaki önlüklü olan, hatta önlüğümü çıkarayım dedi çocuk :) yok kalsın dedik. Çok tsk ediyorum tekrar..belki ünlü olurum dedi de :)

18 Eylül 2011 Pazar

Bir Günün Hikayesi ( üçüncü kısım )

Sabah kardeşimin abla hadi uyan! demesiyle uyandım :) dememi bekliyorsunuz ama yok :) sabah altı neyse kalktık, apar topar kimseyle konuşmadan giyindim ve çıktık. Tophane-gemi-Heybeliada..sabah kahvaltısı..


Heybeliada'nın bu eski evleri çok çekiyor beni. İsmet İnönü'ye ait olansa ayrı güzel. Gerçi bakımsız ama, olsun


Perili Köşkte kısa bir mola ve hep diyordum ya bu sene ayağımı bile denize sokamadım diye :) nihayet oldu :)


Sessizdi bugün, sakin, güzeldi deniz. Çok iyi geldi. İskeleden tam atlıcaz, gerek kalmadı ben denize düştüm. Sakarlık işte :(


İçilen kahveler, yumuşak bir hava, atılan kahkahalar :) Bu plaj, Green beach oldukça güzel, hizmet iyi..


Akşam üzeri, plajdan çıkıp yemeğide burda yiyelim dedik ve rıhtımda son zamanlarımın gözdesi yine balıklı bişeyler :) Bakalım ne zaman son vericem bu deniz ürünlerine, harika kalamar güveç yapıyorlar..


Dönüş yolu yorgunluk, bir önceki geceden kalan uykusuzluk, bir sonraki sabah tekrar erken kalkacağını bilmek, bunun getirdigi huysuzluk :)


Çok sevdiğim iki insanla beraber olmanın getirdiği mutluluk, her şeye değerdi. Sevdiklerimiz, istediklerimiz iyiki yanımızdalar, iyiki hayatımızda ve iyiki varlar..

2 Eylül 2011 Cuma

Tatil Özlemi

Ağustos bitti. Serin ( inşallah ) eylül ayına giriş yaptık. Ama ben hala ayağımı denize bile sokamadım :) Güneşi, sıcağı sevmem. Hatta yazın gündüz dışarı bile çıkmam, çok zorda kalmazsam ama denizi de çok seviyorum :) O zaman napıyorum, nette dolaşırken bana denizi çağrıştan her şeye takılıyorum :)

Bende bir şifonyer boyamıştım daha önce, fakat bunları görünce Allahım dedim neden benim böyle bir yeteneğim yok. Çizim konusunda iyi değilim, ancak çöp adam tarzında bir şeyler yapabiliyorum :)

                                                Deniz Kızı temalı, el boyama bir şifonyer..


                                    Şöyle bir bakınca, çokta zor gibi gelmiyor ama benden çıkmıyor işte :)


   
  Burada Buldum

                                                   Hele bu insanı denizin derinliklerinde hissettiriyor    

                               
  Hayatta öyle güzel şeyler varki. Her birini gördüğümde, hissettiğimde, dokunduğumda iyiki yaşıyorsun diyorum..

Burada
                                     

9 Temmuz 2011 Cumartesi

Saksı Boyama

Şimdi tam mevsimi. Bahçelerimiz veya balkonlarımızdaki saksıları boyama zamanı. İçimiz açılsın biraz..













Kaynak
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...