Varlığımın sonsuza bakan yanını ilk defa onun yanında hissediyordum. Sonsuzluktan haber veriyordu, ölümlü olduğumu unutuyordum. Bundan daha fazla mutlu olamam dedim arkadan gelen günler içinde. O kadarki bundan daha fazla mutlu olamam, ölüm diyordum Rabbim, ne zaman istersen o zaman, ama şimdi değil ne olursun!
Yüzlerce yazarın, binlerce kitabını okudum. Beni hayaller alemine götüreni de oldu, gerçeğin acılığını yüzüme çarpanıda..Geçen sene sevdiğim biri, bu kitabı gönderdi. Nazan Bekiroğlu..İsimle ateş arasında..O kelimelerin sihrine kapılıp gittim...
..Aşkın kaldıramayacağı tek yükün, aklın çocuğu olan şüphe olduğunu çok iyi biliyordum. Ama kendini göremeyen göz gibi, aklın güvenilmez terazisine düşünce bir daha aşkın katıksız sevincine geri dönemedim..
..Beni sevgiliye kul eden en yanılmış yanıyla kul oluşumun, böyle dua ettim. Kelam kalbimin zarına değe değe ondan nefret edebilmek için dua ettim. Öfkeyle kalbimi onun aşkından daha fazla dolduracak bir şey istedim.
..Aşkın sadece yangını vardı, ismi yoktu. Ne dünü vardı ne yarını. Bütün hükümleri An üzerinden mühürleniyordu. Bütün birikimleri An gelip hükümsüz kılıyordu. Telafisi yoktu. Aşkın bedeli yoktu..
..Bir insanı geriye bıraktığı ismi yaşatırdı. Ben ölürken bile kendi ismimle ölemedim..
..Giderek hafifledi dünyanın içimde tuttuğu yer...
