Odam bir facia halinde, kimse girmek istemiyor. Bir yanda bir sürü ıvır zıvır, hobi malzemeleri, bir yanda kitaplar ve filmler. Odam artık beni bile kabul etmiyor o kadar yani :)
Aslında uzun zamandır yapıcaktım ama bir türlü boyamak kısmet olmamıştı. Dün akşam bir elimde kitabım, bitirmek üzereydim çünkü, bir elimde fırça evdeki eski mumluk aparatlarını boyadım. Puantiyeli minik bir şifon kumaş vardı, mumluğun boyuna göre kesip, içinden kurdele geçirdim ve ponponlarla süsledim. Böyle bir şey oldu.
Açıkçası çok daha farklı bir şey düşünüyordum ama şimdilik bunada razıyım :) Hazır o kadar çok varki ama ben kendim yapıcam illa, birde evde mumlara bayılırım..
Şu minicik şeylerin kuruması bile epey zaman alıyor. Boyarken annem geldi, kızım bırak bunlarla uğraşmayı, kendini neden yoruyorsun dedi :) ah annem bir bilsen, kafamı böyle boşaltabildiğimi, rahatladığımı..
Bitti mumlarımı yaktım, bitmek üzere olan kitabımı aldım, okudum. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın İki Hödüğün Seyahati ve Nimetşinas. İki Hödüğün Seyahati hem güldüren, hem düşündüren 11 hikayeden oluşuyor. Nimetşinas'ı henüz okumadım.
Ben bir post hazırlayana kadar günler geçiyor ve hafta sonu geliyor.
Bu haftaki dileğimiz, Romantizm olsun. Mumlar eşliğinde, sıcacık, sevgi dolu bir hafta diliyorum hepimize...



