Hayat akıp gidiyor, hiç bir şekilde durduramıyorsun. Yaşıyoruz sadece yaşamak bile bir örnek..
Hafta sonu herkeste olduğu gibi genelde bizde de yoğun geçiyor. Cumartesi aile ve sevdiklerimizle uzun, bol sohbetli kahvaltı. Gecede kardeşim ve Miray'ımla gerilim filmleri. Ondan öncesinde, geçen hafta gittiğimiz ve çok beğendiğimiz BİR GÜN adlı film. Dexter ve Emma'nın 1988'de başlayıp 20 yıl süren hikayesi. Tavsiye ederim...
Cumartesi gecesi, pijamalar giyilip waffle eşliğinde Hannibal serisi izlenir tabiki üçünü ardarda izlemek baya zor, geriliyor insan :)
Kuzuların Sessizliği, Kızıl Ejder ve Hannibal. Bu serininde sinema tarihine geçtiğini düşünüyorum..
Pazar sabahı erken kalkılır ve bir tanecik kardeşimle kahvaltıya gidilir..Çok güzel bir mekandı gerçekten. Gazatelerimizi okuyarak, konuşarak geçen saatler..
Bir şeyi itiraf etmem lazım ben malesef sigara kullanıyorum :( ve içmek içinde mutlaka bir yer bulmam lazım o yüzden bunun için ayarlanmış mekana geçtim ama resmen dondum. Görüldüğü üzere kimse yok, insanlar hemen içeri kaçıyor :)
Ve gün sonunda iki kardeş evlerine gitmek üzere ayrılırlar mekandan. Bir günün anısı orda kalır...
Tabiki gün böyle bitmedi, ordan çıktıktan sonra İkea'ya gidildi, başka yerlere uğrandı sonra sıcacık evimize dönüldü.
İyiki dönücek bir evimiz var, iyiki sevdiklerimiz, ailemiz var dedik kardeşimle. Ya olmayanlar dedi? Sus dedim konuşma nolur...
Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı
31 Ekim 2011 Pazartesi
Hafta Sonu Hikayesi
Etiketler:
aile,
bir gün filmi,
breakfeast,
cinema,
dvd,
filmler,
hannibal,
kahvaltı,
kardeş,
kızıl ejder,
kuzuların sessizliği,
mekan,
one day,
pijama,
sinema,
sister,
waffle
28 Ekim 2011 Cuma
Geçen Sene
Dedimya bir şeyler yapamıyorum. Yapıyorum aslında da özel şeyler işte... Geçen sene bana bir şeyler olmuştu. Allahım örüyorum, örüyorum şiş ve tığ ile kavgalar ediyorum ama sonuçlara bakıyorum e güzel :)
Bunlarda geçen sene ördüklerimden. Sanırım yirmi tane falan şapka örmüşüm ve hepsi yerini buldu çok sevdiğim insanlara gittiler..
Minicik tatlı bir kıza gitti bu yaptıklarım. Atkıyı örmüştüm ama daha sonra uçlarına ponpon da yaptım. Renkler nedense farklı çıkmış iki resimde..
Sonra bu şapkalarıda örmüşüm, örmüşüm diyorum nasıl bir hastalığa tutulduysam artık bilmiyorum :)
Ve en sonrada bunları ördüm. Net hatırlıyorum çünkü hala evdeler, gözümün önünde. Şimdi soğuklarda başladığı için baya işe yarıyorlar. İşte sıcak su torbaları için bir şeyler adını bilmiyorum :) kılıf diyelim. Birde yaptığım her şeyde mutlaka ponpon olucak, çok seviyorum ponponları..
Geçen sene daha tasasızdım ben, daha mutlu, daha iyi..Ama bu yeniden iyi olmucam anlamına gelmiyor tabi..
Acılar, hüzünler, yıkımlar hep var ve biliyorumki hepte olucaklar. Ama dedimya hayat akıyor, durmuyor ve bizi beklemiyorda...
Bunlarda geçen sene ördüklerimden. Sanırım yirmi tane falan şapka örmüşüm ve hepsi yerini buldu çok sevdiğim insanlara gittiler..
Minicik tatlı bir kıza gitti bu yaptıklarım. Atkıyı örmüştüm ama daha sonra uçlarına ponpon da yaptım. Renkler nedense farklı çıkmış iki resimde..
Sonra bu şapkalarıda örmüşüm, örmüşüm diyorum nasıl bir hastalığa tutulduysam artık bilmiyorum :)
Ve en sonrada bunları ördüm. Net hatırlıyorum çünkü hala evdeler, gözümün önünde. Şimdi soğuklarda başladığı için baya işe yarıyorlar. İşte sıcak su torbaları için bir şeyler adını bilmiyorum :) kılıf diyelim. Birde yaptığım her şeyde mutlaka ponpon olucak, çok seviyorum ponponları..
Geçen sene daha tasasızdım ben, daha mutlu, daha iyi..Ama bu yeniden iyi olmucam anlamına gelmiyor tabi..
Acılar, hüzünler, yıkımlar hep var ve biliyorumki hepte olucaklar. Ama dedimya hayat akıyor, durmuyor ve bizi beklemiyorda...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










