Hayat akıp gidiyor, hiç bir şekilde durduramıyorsun. Yaşıyoruz sadece yaşamak bile bir örnek..
Hafta sonu herkeste olduğu gibi genelde bizde de yoğun geçiyor. Cumartesi aile ve sevdiklerimizle uzun, bol sohbetli kahvaltı. Gecede kardeşim ve Miray'ımla gerilim filmleri. Ondan öncesinde, geçen hafta gittiğimiz ve çok beğendiğimiz BİR GÜN adlı film. Dexter ve Emma'nın 1988'de başlayıp 20 yıl süren hikayesi. Tavsiye ederim...
Cumartesi gecesi, pijamalar giyilip waffle eşliğinde Hannibal serisi izlenir tabiki üçünü ardarda izlemek baya zor, geriliyor insan :)
Kuzuların Sessizliği, Kızıl Ejder ve Hannibal. Bu serininde sinema tarihine geçtiğini düşünüyorum..
Pazar sabahı erken kalkılır ve bir tanecik kardeşimle kahvaltıya gidilir..Çok güzel bir mekandı gerçekten. Gazatelerimizi okuyarak, konuşarak geçen saatler..
Bir şeyi itiraf etmem lazım ben malesef sigara kullanıyorum :( ve içmek içinde mutlaka bir yer bulmam lazım o yüzden bunun için ayarlanmış mekana geçtim ama resmen dondum. Görüldüğü üzere kimse yok, insanlar hemen içeri kaçıyor :)
Ve gün sonunda iki kardeş evlerine gitmek üzere ayrılırlar mekandan. Bir günün anısı orda kalır...
Tabiki gün böyle bitmedi, ordan çıktıktan sonra İkea'ya gidildi, başka yerlere uğrandı sonra sıcacık evimize dönüldü.
İyiki dönücek bir evimiz var, iyiki sevdiklerimiz, ailemiz var dedik kardeşimle. Ya olmayanlar dedi? Sus dedim konuşma nolur...