Ne yapayım hayat böyle işte yazıcam deyip yazamıyorum, ama yinede uzak kalmam imkansız blogtan. Hep diyorumya yazmasamda sizleri okumaya çalışıyorum çünkü seviyorum :)
Ramazan ayı geldi bugün 11. gün yanılmıyorsam, gayet güzel gidiyor huzur dolu her şey. Arada olan aksilikleri saymıyorum olur böyle şeyler diyorum.
Çalışıyorum, iftar açıyorum, sinemaya gitmeye çalışıyorum, kitap okuyorum ve daime hareket halindeyiz. Hiç boş zaman yok çok şaşırtıcı. Geçen akşam Kadırgalı'ya gittik iftar için, kuru fasulyesi harikadır inanın.
Kitapçıya uğrayıp Klon adlı bir kitap aldım konusu çok ilgimi çekti. 17 yaşındaki kızının tecavüz edilip öldürüldüğünü öğrenen bir babanın ( kendisi doktor ve klonlama işinde uzman ) kızının katilini bulmak için verdiği akılalmaz çabayı anlatıyor.
Aynı akşam sinemaya Maskeli Süvari'yi izlemeye gittik, Deep yine harikaydı çok eğlendik.
Bu çok beğendiğimiz çerçeve ve deniz fenerini aldık Miraya, yastıklarıyla çok uyumlu oldu :)
Eh buda iftar sonrası pencere önü kahvem :)
Hayatın koşturmacası içinde minicik kareler bunlar. Oysa madalyonun arka yüzü hem çok karışık hemde fazla yoğun. Ama Allaha şükrediyorum sağlığım yerinde, çevremde sevdiğim insanlar var, kendime ait özel alanlarım, hobilerim zevklerim var.
Benim için gülen yüzler çok önemli, bir insanın yüzü gülüyorsa, hayata asık yüzle karamsar bakmıyorsa çok mutlu oluyorum. O zaman yine yüzümüzün güldüğü günler dileyelim, hem kendimiz, hem herkes, hemde dünyamız için. Biraz geç belki ama Ramazan ayımız mübarek olsun...




