Bu sabah bir kalktım her yer Kar :) sevdiğim Kış ayına girdik ve Kar bile yağıyor.
Öğle sonrası evinde soba olduğunu bildiğim bir tanıdığa gittik. Giderken hazırlıklıyım tabi Kestane'de aldım :) Sağolsun hemen sobaya koydu ve yedik.
Ben çocukken evimizde soba vardı, onun o sıcaklığını öyle severdimki, yanında kocaman bir minderim vardı ve onun üzerinde oturur kitabımı okurdum. Gerçekten soba sıcaklığını çok özlüyorum.
Kış geldimi biz mutlaka Boza içmeye gideriz, bir alışkanlık haline geldi bu :) elbette Vefa bozacısı.
Geçen akşam Ataköy'de gittiğimiz bir yerde Kavanoz'da Muhallebi yedik çok güzeldi. Bunu bende denicem :)
Bu arada ben işten ayrıldım daha doğrusu bir, bir buçuk ay gibi evdeyim. O yüzden hobilerimle ilgilenebileceğim artık ve daha çok kitap okuyabileceğim. Hatta sizleri daha çok okuyacağım bu da beni çok sevindiriyor.
Şimdi Kar yağıyor artık ve hava çok soğuk. Ben hep derim ya içimiz sıcacık olsun önemli olan o.
Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı
vefa bozacısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vefa bozacısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Aralık 2013 Çarşamba
13 Nisan 2013 Cumartesi
13. Gün
Bugün tam 13 gün olmuş bir şey yazmayalı.Bir korku filmi varya 13. Cuma diye başlığım ona benzedi :) Biliyorsunuz Bilgisayar sorunluydu, geçenlerde format attırdım şimdilik idare ediyor. Ama Bilgisayarcıdaki çocukta söyledi ömrü bitmiş dedi :) neyse bakıcaz zaman ne göstericek.
Bir sürü şey oldu bu günler içinde hayat beni beklemiyor tabi akıyor kendi bildiğince. İzinler, hastalıklar, doğum bekleyişi, işimdeki zorlukları atlatma çabaları daha bir sürü şey işte. Ama iyiyim ben bahardanmı nedir yüzüm gülüyor keyifli sohbetler yapabiliyorum. Arkadaşlarımla görüşüyorum planlar yapabiliyoruz yapamadığım iki şey var. Biri hobilerim, hiç elime bişey alamıyorum ikinciside uzun zamandır sinemaya gidemedim. Ama evde çok film izliyorum.
Geçen akşam Mirayım, Kardeşim ve ben işten eve gelince yemek yerine salata yedik. Yemek yapacak gücümüz yoktu çünkü :)
Dün izinliydim İkea'ya gittik arkadaşlarla ama çok eğlenceli bir gidiş oldu. Önce bir kahvaltı sonra 3 saat dolaşma ayaklarımız ağrıdı.
Geçen akşamların birinde Vefa'da Boza içemeye gittik. Çok seviyorum o tarihi dokuyu ben, iki bardak Boza içtim :)
Yine bir akşam evde kızlarla yaptığımız Fondü, Çilek delisiyim napim :)
Şöyle bir bakıyorumda hayatımızı yemek-içmek anlatıyor sanki. Sohbetleri onların eşliğinde yapıyoruz, keyif veriyor yediğimiz her şey. Hayat yeme-içme üzerine kurulmuş gibi, çok ilginç :)
Ve sizleri okumak ayrı bir keyif veriyor bana, hepinizin iyi olduğunu bilmek haberlerinizi almak iyi geliyor.
Yarın Pazar, Bahar güneşinin ısıttığı bu günleri keyifle ve sağlıkla geçirmenizi diliyorum..
Bir sürü şey oldu bu günler içinde hayat beni beklemiyor tabi akıyor kendi bildiğince. İzinler, hastalıklar, doğum bekleyişi, işimdeki zorlukları atlatma çabaları daha bir sürü şey işte. Ama iyiyim ben bahardanmı nedir yüzüm gülüyor keyifli sohbetler yapabiliyorum. Arkadaşlarımla görüşüyorum planlar yapabiliyoruz yapamadığım iki şey var. Biri hobilerim, hiç elime bişey alamıyorum ikinciside uzun zamandır sinemaya gidemedim. Ama evde çok film izliyorum.
Geçen akşam Mirayım, Kardeşim ve ben işten eve gelince yemek yerine salata yedik. Yemek yapacak gücümüz yoktu çünkü :)
Dün izinliydim İkea'ya gittik arkadaşlarla ama çok eğlenceli bir gidiş oldu. Önce bir kahvaltı sonra 3 saat dolaşma ayaklarımız ağrıdı.
Geçen akşamların birinde Vefa'da Boza içemeye gittik. Çok seviyorum o tarihi dokuyu ben, iki bardak Boza içtim :)
Yine bir akşam evde kızlarla yaptığımız Fondü, Çilek delisiyim napim :)
Şöyle bir bakıyorumda hayatımızı yemek-içmek anlatıyor sanki. Sohbetleri onların eşliğinde yapıyoruz, keyif veriyor yediğimiz her şey. Hayat yeme-içme üzerine kurulmuş gibi, çok ilginç :)
Ve sizleri okumak ayrı bir keyif veriyor bana, hepinizin iyi olduğunu bilmek haberlerinizi almak iyi geliyor.
Yarın Pazar, Bahar güneşinin ısıttığı bu günleri keyifle ve sağlıkla geçirmenizi diliyorum..
Etiketler:
çilek,
fondü,
ikeada kahvaltı,
salata,
ton balıklı salata,
vefa bozacısı,
yeme-içme
20 Aralık 2011 Salı
Haftanın Özeti
Bütün bir hafta aslında bir koşuşturmacayla geçti. İstediğim hiç bir şeye zaman bulamadım :) yapmak istediklerim kaldı. Ama iyiydi yinede, arada tatsızlıklar oldu tabi. Geçen günlerde hastahane olayından bahsetmiştim. Sabah altı gibi gittik, öğlen ancak çıkabildik. Aslında ne için gittiğimizden çok hastahaneyi anlatmak istiyorum size. Çocukluğumdan beri genelde oraya gideriz.
Gittiğimizde hava karanlıktı daha
Tarihi bir hastahane. Surp Pırgiç Ermeni Hastahanesi, köklü bir geçmişe sahip, çok iyi doktorların hizmet verdiği verdiği, içinde bir huzurevi'nide barından, kocaman, yeşillikler içinde bir bahçesi ve içinde kırmızı balıkların yüzdüğü iki süs havuzu olan bir hastahane..
Nerdeyse çocukluğumdan beri varlar bu kırmızı balıklar :)
Hafta içi kapalıçarşı'ya gitmemiz gerekti. Komik ama çorap almaya gittik :)
Bize çok uzak olmadığı için, en ufak bir ihtiyaçta oraya gidebiliyoruz. Zaten her gittiğimde yine yeniden büyüler beni..
Bir sürü çorap aldık ve eve döndük. Annem, insan sadece çorap almak için Kapalıçarşı'ya gidermi? dedi Gidiliyor işte :) Günlük giymek için gerçekten çok iyi, Çorapların üzerinde çantamda görünüyor :)
Cumartesi akşamı kardeşim tutturdu canım lahmacun istiyor, hadi gidelim diye. Uzun zamandır yememiştik, annemide alıp gittik :) Çapa'da Altınkapı, nefis lahmacun yapıyorlar. Tabi ben lahmancundan başka her şeyi çekmişim..
Unkapanı'nında Vefa semtindeki Tarihi Boza'cıyı bilirsiniz. Dün akşamda oradaydık çok severim oranın Boza'sını, o kadar kalabalıktıki, içeri girmenin imkanı yok. Bizde arabada içtik..
Arabaya servis yapılması iyi oluyor. Karşısındaki kuruyemişçi'den leblebileri alıp içine attık, öyle seviyorum ben :)
Koskoca bir hafta sadece bunlarla geçmiyor tabi. Öyle şeyler oluyorki anlatılmayacak, üzüntüler, sevinçler, gidilen başka yerler, uzun kahvaltılar, hayat sürprizler ve güzel şeylerle dolu. Bazen yakalıyorum ve mutlu oluyorum..
Gittiğimizde hava karanlıktı daha
Tarihi bir hastahane. Surp Pırgiç Ermeni Hastahanesi, köklü bir geçmişe sahip, çok iyi doktorların hizmet verdiği verdiği, içinde bir huzurevi'nide barından, kocaman, yeşillikler içinde bir bahçesi ve içinde kırmızı balıkların yüzdüğü iki süs havuzu olan bir hastahane..
Nerdeyse çocukluğumdan beri varlar bu kırmızı balıklar :)
Hafta içi kapalıçarşı'ya gitmemiz gerekti. Komik ama çorap almaya gittik :)
Bize çok uzak olmadığı için, en ufak bir ihtiyaçta oraya gidebiliyoruz. Zaten her gittiğimde yine yeniden büyüler beni..
Bir sürü çorap aldık ve eve döndük. Annem, insan sadece çorap almak için Kapalıçarşı'ya gidermi? dedi Gidiliyor işte :) Günlük giymek için gerçekten çok iyi, Çorapların üzerinde çantamda görünüyor :)
Cumartesi akşamı kardeşim tutturdu canım lahmacun istiyor, hadi gidelim diye. Uzun zamandır yememiştik, annemide alıp gittik :) Çapa'da Altınkapı, nefis lahmacun yapıyorlar. Tabi ben lahmancundan başka her şeyi çekmişim..
Unkapanı'nında Vefa semtindeki Tarihi Boza'cıyı bilirsiniz. Dün akşamda oradaydık çok severim oranın Boza'sını, o kadar kalabalıktıki, içeri girmenin imkanı yok. Bizde arabada içtik..
Arabaya servis yapılması iyi oluyor. Karşısındaki kuruyemişçi'den leblebileri alıp içine attık, öyle seviyorum ben :)
Koskoca bir hafta sadece bunlarla geçmiyor tabi. Öyle şeyler oluyorki anlatılmayacak, üzüntüler, sevinçler, gidilen başka yerler, uzun kahvaltılar, hayat sürprizler ve güzel şeylerle dolu. Bazen yakalıyorum ve mutlu oluyorum..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














